|
Alerji nedir ? |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
68 |
Vücudumuzun, dışarıdan ve içeriden kaynaklanan çok sayıda tehdide karşı korunmak üzere yaratılmış detaylı bir bağışıklık (savunma) sistemi vardır. Bu tehditler arasında mikroorganizmalar örn. bakteriler, virüsler ve parazitler), kimyasal maddeler ve hatta kanser yer alır.
KİMLERDE ALERJİ GELİŞİR? Bazı kişilerde alerji gelişirken diğerlerinde gelişmemesinin nedenini bilmesek de alerjilerin ailesel bir temeli olduğu kesindir. Bu kalıtımsal alerji eğilimine atopi adı verilir.
Atopi, alerjik bir hastalık gelişmesine yönelik kalıtsal bir yatkınlığın olmasıdır. Yakın gelecekte atopiden sorumlu genlerin (gen, DNA'dan oluşan genetik kodumuzun küçük bir kısmıdır) belirlenmesi olasıdır.
Atopik kişiler, çevrelerinde alerjen olarak etki gösterebilen maddelere temas ettiklerinde aşırı miktarda alerji antikoru (IgE) üretebilirler.
Atopi kalıtımsal olmakla birlikte, çevresel faktörler de alerjik bozuklukların gelişmesinde rol oynar. Bir aileden tüm fertlerin, hatta tek yumurta ikizi olan kardeşlerin ikisinin birden aynı ölçüde etkilenmemesinin nedeni budur. Yaşamın erken evrelerinde, hatta muhtemelen gebelik döneminde de bazı faktörler, anne babanızdan size geçen alerji genlerinin 'dozuyla' el ele vererek alerji gelişip gelişmeyeceğinin belirlenmesinde rol oynar.
Yaşamın erken evresinde görülen bu faktörler arasında alerjenle ilk temas etme zamanı ve bu temasın büyüklüğü yer alır; ne denli atopik olursanız olun herhangi bir alerjenle hiç temas etmediyseniz sizde alerji gelişmez. Çocukluk çağının erken evrelerinde geçirilen viral enfeksiyon sayısının da bir etkisi olabilir. Bu enfeksiyonların alerjiye karşı koruyucu bir etkisi varmış gibi görünmektedir. Gebelik sırasında ve yaşamın erken evrelerinde sigara dumanına aşırı maruz kalma, kişinin atopik olma riskini artırır.
O halde, sigara içen, evde kedi besleyen, atopik annebabadan doğan, doğumu polen mevsimine denk gelen, yaşamının ilk aylarını iyi izole edilmiş çift camlı bir evde geçiren ve yaşamının erken evrelerinde çok miktarda alerjik gıda içeren bir beslenme rejimi uygulanan bebeklerde alerji gelişme riski oldukça artar.
ALERJİ NEDEN GİDEREK DAHA ¤¤¤ GÖRÜLÜYOR? Alerjik bir hastalık gelişmesi açısından tek önemli risk unsuru alerjik hastalığı bulunan bir anne ya da babanın çocuğu olmaktır. Ancak, yalnızca bir kuşak içinde alerjisi olan kişi sayısında belirgin bir artış olması (toplumun genetik yapısının değişmesi için birden çok kuşağın geçmesi gerektiği bilindiğine göre) başka unsurların da işe karışmış olduğunu gösterir. Bunlar arasında yer alanları şöyle sayabiliriz:
Bebeklerin beslenmesi Bebeklerin inek sütü ve yumurta gibi gıda alerjenlerine erken dönemde maruz kalması, alerjik bir hastalık gelişme olasılığını artırmaktadır. Emzirme de bebeğe tam bir koruma sağlamaz çünkü annenin yediği gıdalardaki alerjenler anne sütünde bulunabilir.
Sağlık Bakanlığı'nın katı gıdalara dört aydan önce başlanmamasını tavsiye etmesine rağmen bebeklerin birçoğunda bu tür gıdalara daha erken başlanmaktadır. Batı tipi beslenmede, içlerinde koruyucular ve diğer kimyasal maddeler bulunan hazır gıdalar giderek artan miktarlarda yer alırken, koruyucu antioksidan içeren taze meyve ve sebze türü gıdalar giderek daha az yer almaktadır. Antioksidanlar, bir maddenin oksitlenerek yıkıma uğramasını yavaşlatan maddelerdir. Sağlıklı DNA'da hasara yol açan moleküller olan serbest radikalleri de temizleyebilirler. En önemli antioksidanlar A, C ve E vitaminleri ile selenyumdur ve bunlar taze meyve ve sebzelerde yüksek düzeyde bulunur.
Katı gıdalara başlama zamanının geciktirilmesi, öyle anlaşılıyor ki alerjilerden, özellikle de egzamadan korunma sağlamaktadır. İki yaşındaki çocuklarda egzama görülme sıklığı (yeni vaka sayısı), bebeğin dört aylık olmadan önce aldığı farklı katı gıda sayısıyla doğrudan ilişkilidir. Emziren annenin fazlasıyla alerjenik olan süt, yumurta, yerfıstığı ve balık gibi gıdalardan kaçınması fazladan koruyucu bir etki sağlar.
Diğer alerjenler Hava yoluyla yayılan çok miktarda alerjene yaşamın erken evresinde maruz kalan bir bebekte alerjik hastalık gelişme riski artıyor gibi görünmektedir. Polen miktarının fazla olduğu bahar aylarında doğan bebeklerin on yaşına geldiklerinde bitki kökenli polenlere karşı alerjik olma olasılıkları, yılın diğer zamanlarında doğanlara göre daha fazladır. Benzer şekilde, evcil hayvanlara ait alerjenlere çok erken dönemde maruz kalan bebeklerin de alerji riski artar. Duyarlılaştırma her yaşta olabilirse de, yaşamın ilk yılı özellikle önemli gibi görünmektedir.
Gebeliğin orta ve son dönemindeki maruz kalmaların da önemli olduğuna dair kanıtlar çoğalmaktadır.
Sigara (tütün) dumanı Hem doğumdan önce (annenin kan dolaşımı yoluyla) hem de doğumdan sonra sigara dumanına maruz kalma, alerji ve alerjik hastalık, özellikle de astım gelişmesiyle yakından bağlantılıdır. Sigara içen annelerin bebeklerinde, doğumdan hemen sonra alınan kanlarda IgE düzeyleri yüksektir. Doğumdan sonra dumana maruz kalma riski artırır: sigara içilen evlerde yaşayan çocukların göğüs hastalığı nedeniyle hastaneye yatırılma riski, sigara içilmeyen evlerdeki çocuklardan iki kat fazladır. Bu çocukların akciğer işlevleri de yedi yaşına geldiklerinde anlamlı derecede düşük olmaktadır. Sigara dumanına pasif olarak maruz kalma, alerjik hastalık gelişmesinde belirlenen en güçlü risk faktörüdür. Bu nedenle, çocuk doğurma yaşındaki genç kadınlar arasında sigara tüketiminin artıyor oluşu özellikle korku vericidir.
Kapalı ortam Günümüzde, Avrupalı çocuklar zamanlarının en az %90'ını kapalı yerlerde geçirdiğinden, kapalı ortamlar belki de tüm diğer coğrafi ve açık çevre faktörlerinden daha önemlidir. Modern binaların izolasyonu çoğunlukla daha iyidir ve hayalandırma düzeyi daha düşüktür; bunların da alerji gelişimi için risk faktörü olduğu düşünülmektedir. Bütün bunlar, plastik malzemeler ve sentetik boyalardan kaynaklanan kirli kimyasal gazların düzeyinin, kapalı ortamda küf oluşmasına yol açan nem oranının ve ev tozu akarı alerjenlerinin miktarının artmasının bir sonucu olabilir. Öyle görülüyor ki bu yaşam koşulları, ailede astım öyküsü olması nedeniyle zaten risk altındaki atopik çocuklarda özellikle güçlü bir etki yapmaktadır.
Enfeksiyonlar ve antibiyotikler Yaşamın erken evresinde sık sık viral ve bakteriyel enfeksiyon geçirmenin atopi ve alerjik hastalık gelişmesine karşı koruma sağlayabileceğine ilişkin açık kanıtlar ortaya çıkmaktadır. Yaşamın erken evresinde geçirilen enfeksiyon, alerjik olmayan kişilerde alerjik olanlardan daha yüksek düzeylerde bulunan interferon gama adıyla bilinen bir kimyasal maddenin üretimini artırmaktadır. Küçük yaşta hafif enfeksiyonların bulaşmasını engellediğimiz için daha düşük interferon gama düzeyleri gelişen çocuklarımızda alerjik hastalık gelişme olasılığını istemeden artırıyor olabiliriz.
Aşırı antibiyotik kullanımının da benzeri bir etkisi olabilir. Tersine, kendinden büyük birden çok kardeşi olan ve çok sayıda çocuğun (ve onların mikroplarının) bulunduğu kreş ve yuvalara giden çocuklarda saman nezlesi ve astım gelişme riski daha düşüktür.
Ancak, çocuklarımızı çocuk felci (polio), tetanoz, boğmaca, kızamık, kabakulak ve kızamıkçık gibi tehlikeli hastalıklardan aşılama yoluyla korumaya devam etmemizin önemi büyüktür. Bu çocukluk çağı enfeksiyonlarına karşı çocukları savunmasız bırakmanın verdiği zarar, bağışıklama sağlamamakla (aşı yaptırmamakla) elde edilecek herhangi bir yararı kat be kat aşmaktadır; bu hastalıkların hepsi de rahatsızlık vericidir, bazıları ölüme bile neden olabilir.
SONUÇ Batı tipi beslenme şeklimiz, hazır mama kullanımı ve katı gıdalara erken başlanması, Batı tipi yaşam tarzımızla (sigara dumanı, çok miktarda bitki ve hayvan alerjeni ile ev tozu akarlarına yaşamın erken evresinde maruz kalma, kötü havalandırılan nemli evlerde oturma, küçülen aileler ve çocukların kreş ve yuvaya daha geç başlatılması) birleşerek, toplumumuzda alerjik sorunların geliştiği çocuk sayısının artmasına katkıda bulunur.
ÖNEMLİ NOKTALAR
Alerjik reaksiyon vücudunuzun normalde zararsız olan maddelere karşı zararlı ve uygun olmayan bir yanıtıdır.
Duyarlılaştırma, vücudunuzun özel bir alerjenle ilk karşılaşmasında gerçekleşmeyebilir ve alerji geliştirmeden bir maddeye karşı yıllarca tepkisiz kalınabilir.
Bir kez duyarlılaştıktan sonra, çok az miktarda alerjen bile alerjik yanıt doğurabilir.
Atopi (alerjiye genetik eğilim) kalıtım yoluyla aktarılıyor olsa bile, çevresel faktörler de alerjik bozuklukların gelişmesinde rol oynar.
Hangi hastalıklar alerjiyle ilişkilidir?
ASTIM (Alerjiyle İlişkili Hastalıklar) Astım, saman nezlesi ve egzama gibi sık rastlanan bazı hastalıklar alerjik yapıdadır. Ürtiker (kurdeşen) ve anafilaksi gibi ender görülen bazı önemli hastalıklara da alerjenler neden olur.
ASTIM Çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalığı astımdır ve Türkiyede çocukların %510'unda görülür. Erişkinlerde ise bu oran %25'tir. Normal hava yolunun iç yüzeyi birkaç farklı hücre tipini içeren ince bir tabaka (epitel) ile kaplıdır. Kayganlaştırıcı maddeyi (mukus) üreten hücreler ve tüy gibi ince çıkıntıları olan hücreler (siliya) bunlar arasındadır. Siliyalar, ritmik bir biçimde hareket ederek mukusu yukarıya, boğazın gerisine doğru iter; buradan yutulan mukus solunum yoluyla alman tüm toz parçacıklarını da beraberinde taşınır.
Epitelin altında submukoza denilen katman vardır. Submukozanın altında ise hava yolunu çepe çevre saran ve kasıldığında havayolunu daraltan bir kas ağı bulunur. Astım, akciğerdeki hava yollarının iç yüzeyini kaplayan tabakanın kronik bir enflamasyonudur ve: • Hava yolu duvarlarının şişmesine ve hava geçişlerinin daralmasına, • Hava yollarında mukus üretiminin artmasına • Hava yolu kaslarında seyirme ve aşırı duyarlılaşmaya yolaçar.
Daralmış ve şişmiş hava yollan, havanın akciğerlere giriş çıkışının daha zor olması anlamına gelir. Bu da hışıltılı solunuma neden olur. Hava yolunun iç yüzeyini kaplayan tabakanın duyarlılığı öksürük nöbetlerine yol açar. Hava yolu duvar kasları aşırı duyarlı olduğundan burada ki daralma oldukça hızla artar, bu da soluksuz kalma ve göğüs sıkışması gibi ani (akut) semptomlara yol açabilir. Bazen semptomlar önceden tahmin edilebilir; örneğin, kedilere karşı alerjisi olan bir kişi, kedili bir eve ziyarete gidiyorsa semptomların belirmesi beklenir. Diğer zamanlarda özel bir neden olmadan da semptomlar ortaya çıkabilir. Semptomların en yaygın tetikleyicileri şunlardır:
•alerjenler; ev hayvanlarına ait kepek, ev tozu akarı, küf mantarı sporları gibi, •üst solunum yolu enfeksiyonları; soğuk algınlığı gibi, •sigara dumanı, •yüksek düzeyde hava kirliliği, •hava sıcaklığında ani değişiklik, •egzersiz.
Astımı olan birçok çocuk, çoğu zaman son derece sağlıklı ve semptomsuzdur. Bu çocuklarda astım semptomları sadece tetikleyici bir etmenle temas durumunda ortaya
çıkar. O zaman da, birkaç saattenbirkaç güne dek devam edebilenastım atağı geçirirler. Bazen alerjenlere ya da sigara dumanına uzun süre maruz kalmak inatçı astım semptomlarının ortaya çıkmasına nedenolur. Tetikleyen unsurun uzaklaştırılması genellikle önemli ölçüde düzelme sağlar.
Hastalık erişkinlerde daha farklı seyreder; genellikle semptomları inatçıdır (bir başka deyişle kroniktir), ancak astımlarında atak şeklinde ani kötüleşmeler olur. Astım her yaşta, hatta yaşlılarda da gelişebilir ve bu yaşlarda sıklıkla hava yollarının enfeksiyonu olan bronşitle karıştırılır.
SAMAN NEZLESİ (Alerjiyle ilişkili hastalıklar) Saman nezlesi yanıltıcı bir terimdir çünkü sorunun samanla bir ilgisi yoktur, hastalarda nadiren ateş görülür. Bu hastalık için kullanılan tıbbi terim mevsimsel alerjik rinittir; yılın sadece belli aylarında görüldüğünden mevsimseldir ve rinit de burunda enflamasyon (iltihaplanma) demektir.
Sizde saman nezlesi varsa havada taşınabilecek kadar hafif bir alerjene (yani bir aeroalerjene) karşı alerjiksiniz demektir. Çok çeşitli alerjenler saman nezlesine yol açar. Bunlar arasında çim, çiçek ve çeşitli ağaç polenleri yer alır. Birden fazla alerjene karşı alerjik olabileceğinizden semptomlarınız polen mevsimi boyunca farklılık gösterebilir.
Yıl boyu süren saman nezlesi semptomlarınız varsa, durumunuz yıllık alerjik rinit olarak adlandırılır ve olası suçlu, ev tozu akarı ya da belki de ev hayvanı kökenli bir alerjen, örneğin kedi ya da köpek kepeğidir. Saman nezlesi, yaşamı tehdit etmese de büyük sıkıntılara neden olur. Üstelik çok yaygındır ve Türkiye'de en sık görülen alerji türü alerjik rinittir.
Saman nezlesi semptomları burun, boğaz ve gözlerde yer alan bir alerjik reaksiyondan kaynaklanır. Havadaki belli bir alerjene karşı alerji gelişir gelişmez alerjenle daha sonraki temas, bağışıklık sisteminizin hücrelerini uyararak histamin ve diğer kimyasal maddelerin salıverilmesine neden olur, bu da burun boğaz ve gözlerinizdeki küçük damarların genişlemesine ve akıntılı bir hale gelmesine neden olur. Gözleriniz kaşınır ve sulanır, burnunuz dolar ve akar; hapşırmak sık rastlanan bir sorundur. Bazıları kulaklarında kaşıntı benzeri bir duygu da yaşar. Buna geniz ve kulakları birbirine bağlayan bir sinir neden olur.
Sık sık burnunuz tıkandığından koku ve tat alma duyularınız da etkilenir. Yüz kemiklerinizin içindeki hava dolu boşluklar olan sinüslerin iç yüzeyini kaplayan tabakanın şişmesi, boşalmasını etkileyip sinüzite neden olabilir. Bütün bu semptomların üstüne, hasta kişi kendini çok perişan, huzursuz ve halsiz hisseder . Birçok kişi çalışma, araba kullanma ve sosyal yaşamdan zevk alma yetilerinin ciddi biçimde sekteye uğradığını görür.
Saman nezleli çocuklar genellikle yıl sonu sınavlarında zorlanır, çünkü bu sınavlar saman nezlesi mevsimine denk gelir. Saman nezlesi çok küçük çocuklarda nadirdir. Genellikle 625 yaşlarında başlar ve yaşlılarda çok nadirdir. Daha önce egzama ya da astım geçirmiş kişilerde saman nezlesi gelişme riski daha büyüktür.
EGZAMA (Alerjiyle ilişkili hastalıklar) Egzama için kullanılacak doğru isim atopik dermatittir. Egzama kronik (uzun süren ve tekrarlayan), iltihaplı bir deri hastalığıdır ve atopik (genetik yatkınlığın olduğu aşın duyarlılık ya da alerjik reaksiyon) kişilerde görülür. Çocukların %15 kadarında egzama gelişir ve bunların %50'den fazlasında astım, %75'inde ise saman nezlesi gelişir
|
Yorumlar |

|
|